Skip to content

Atomsprengköpfe waren auf dem Weg in den Iran

September 29, 2007

Revolte und Widerstand im US-Militär haben einen Angriff auf den Iran verhindert

Der Vorfall

Am 8. September berichtete Politblog über einen Vorfall vom 30. August 2007. Ein B-52-Langstreckenbomber der amerikanischen Air-Force mit sechs Nuklearsprengköpfen an Bord war Tausende Kilometer quer über die USA geflogen. Am 5. September musste ein Pentagonsprecher den “mysteriösen” Flug eingestehen , nachdem der Vorfall an die “Air Force Times” durchsickert war. Allein die Tatsache, dass erst ein Militärangehöriger einen solch eklatanten “Unfall” durchsickern lassen muss, ist eigentlich schon ein Skandal.

Atomsprengkoepfe-waren-auf-dem-weg-in-den-iran
weiterlesen >> oder auf türkisch lesen

İran’a Atom Bombası Atılacaktı
Amerikan Silahlı kuvvetlerinin içinden yükselen muhalefet İran’a yapılacak muhtemel bir saldırıyı engelledi. 30 Ağustos 2007 tarihinde Amerikan hava kuvvetlerine ait B-52 uzun başlıklı silahlarla yüklü bir uçağın Kuzey Dakota’dan Luisyana’ya doğru uçtuğu ile ilgili bir haber 8 Eylül tarihinde bir İnternet sitesinde yayınlandı. 5 Eylül’de bir Pentagon sözcüsünün olayı doğrulamasıyla birlikte „Air Force Times“ta yer alan haberde, bu hadisenin garip bir kaza olduğu söyleniyordu.

Olayın ardından yapılan mülakatlarda pilot ve uçak personelinin, uçağın nükleer başlıklı silahlarla yüklü olduğunu bilmedikleri, bunun rutin bir silah transportu olduğunu düşündükleri ortaya çıktı.

 

Beklenmedik transport başlarda, halkın can güvenliği açısından tehlike yarattığı için Amerikan kamuoyunda gerginliğe yol açtı. Daha sonra İnternette, böyle bir transportun ancak yukarıdan gelecek bir izinle gerçekleşebileceğine ve güdümlü nükleer füzelerle ilgili olmaması gerektiğine vurgu yapan sesler yükselmeye başlayınca, Amerikan Hava Kuvvetlerinden General Ronald Keys, emrindeki 14 Eylül tarihli bütün uçuşları, personelle görüşmelerde bulunmak üzere iptal etti.

Böylece olay Amerikan kamuoyu açısından halledilmiş oldu. Amerikan basını konunun üzerine gitmedi. Parlamento araştırma komisyonu da olayı takip etmedi.

GİZLİ NEDENLER
Yalnızca „Washington Post“ gazetesi bu enteresan olayı takibe devam ederek araştırma sonuçlarını bu Pazar günü „cephane sevkiyatında hata“ başlığıyla duyurdu. Washington Post’a göre 30 Ağustos günü gerçekleşen olay çeşitli askeri birimlerin bir hatasıydı. 

 

 

Eski Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) çalışanlarından ve istihbarat subayı olan Wayne Madsen, aktüel konularla ilgili yakın çevresinden aldığı bilgilerle kamuoyunu aydınlattığı Internet sitesinde yayınladığı makalede, güvenilir kaynaklardan aldığı bilgilere göre 30 Ağustosda cereyan eden olayın kaza ya da hata olmadığı, olayın hava kuvvetleri teşkilatında ve istihbarattaki muhalefetler sonucu atılan bir geri adım olduğunu söyledi. İtirazlar sonucu İran’a yapılacak nükleer saldırıdan son anda vazgeçildiğini söyleyen Madsen, çeşitli Amerikan kongrelerinde uzman olarak dinlenilen bir isim olduğu için açıklamaları güvenilir bulunuyor. Madsen aynı makalesinde uçaktaki nükleer bombalardan birinin kaybolduğu ve hala bulunamadığını bildiriyor.

Madsen’in verdiği bilgileri doğrulayan bir haber de 25 Eylül tarihinde „Newsweek“ gazetesinde yer aldı. Eski başkan yardımcısı danışmanı David Würmser’in yaptığı açıklamalara yer verilen haberde Würmser’in „Cheney İsrail’i, İran Atom santrallerine saldırması için ikna etti. İran’ın yapacağı bir karşı saldırı Amerika’nın körfez ülkelerindeki askeri üsleri vurması için bir vesile olacaktı“ dediği belirtildi.

SON ANDA SURİYE BOMBALANDI
Madsen’a göre, İsrail’in İran’a yapacağı saldırılarla ilgili planları değişti. Önce, Suriye’nin kuzeyinde „İran-Suriye-Kuzey Kore“ işbirliği ile gerçekleştirilen hayalı bir Nükleer santral üzerinden provokasyon yapılacaktı. Nitekim 6 Eylülde İsrail’in gerçekleştirdiği saldırılar Suriye hava harekâtıyla karşılaşmıştı. Suriye saldırılardan dolayı Birleşmiş Milletlere başvurmuştu.
Meyve Bahçesi (Orchard) ve Şah-Mat (Checkmat) Operasyonları bir Amerikan-İsrail komplosudur.

 

 

İsrail’in düzenlediği operasyonun adı „Orchard“ (Meyve bahçesi). Bu operasyonla İsrail, Amerika’nin İran’a saldırması için bir neden oluşturmayı amaçlıyordu. Suriye ihtiyatlı davranarak çok yerinde bir müdahalede bulundu. Aslında bu yeni ilkel propaganda planıyla, uriye, İran ve Kuzey Kore köşeye sıkıştırılmak isteniyordu. İsrail Suriye’ye saldırırken Amerika’da İran’ı bombalayacaktı.

Wayne Madsen ilgili makalede, Atlantiğin her iki tarafındaki askeri kaynaklardan aldığı bilgilere göre, Orchard operasyonuyla Minot / Barksdale hadisesi arasında bir ilişki bulunduğunu da ileri sürüyor. Bu operasyonların da Haziran 2007’de hayata geçirilen „Checkmate“ (Şah-Mat) projesiyle ilgili olduğunu bildiren Madsen, Amerikan hava kuvvetlerinden bir birimin yöneteceği Checkmat projesi çerçevesinde İran’a saldırı planları yapıldığını belirtiyor. Madsen’in verdiği bilgiye göre Checkmat projesi, Cheney’in güvendiği bazı isimlere, bir İsrail-Amerikan ortak saldırı planından bahsettiği sıralarda ortaya çıkmış.

Checkmat projesinin varlığı Eric Margolis’in „Londoner Times“ gazetesinde yayınlanan bir makalesiyle basına sızdırılmış. Bu makaleye göre Checkmat, içinde iki düzine üst rütbeli askerin görev alacağı bir program. Program, Tuğgeneral Lawrens Stutzriem ve sivil danışmanı, eski bir İsrail istihbarat subayı olan Dr. Lani Kass tarafından yönetilecek. Checkmat projesiyle Amerika ve İsrail, İran’da yaklaşık dört bin hedefi bombalamayı düsünüyorlar.
Stutzriem ve Kaff raporlarını General Moseley’e sundular. General Moseley, B52/Nükleer başlıklı silahlarla ilgili hadise konusunda araştırmalar yapmakla görevlendirilen isim.

İMAJ YIPRATMAK SURETİYLE SAVAŞ PROPAGANDASI YAPMAK

Madsen’in bildirdiğine göre, İngiliz istihbarat kaynakları Suriye’ye yapılan saldırıların düpedüz saldırı olduğunu, bir yanlışlığın söz konusu olmadığını bildirdiler. Saldırıların Amerika’nın İran’a yapacağı saldırılara bahane olmak için planlandığını ve gerçekleştirildiğini bildiren kaynaklar, bir iç muhalefetle engellenen bu saldırının ardından İsrail’in, bir taraftan Washington’da gerilim yaratmak, diğer taraftan da Şam, Tahran ve Pyongyang’i kızıştırmak istediğini belirttiler.

Askeri müdahalelerin yanısıra Checkmat projesi, Suriye, İran ve Kuzey Kore’nin medya vasıtasıyla imajlarını yıpratmak amacını da taşıyor. B-52 nükleer başlıklı füzelerle ilgili olayın „inanılmaz“ ama „gayet insani“ bir hata gibi medyaya yansıtılması da Checkmat’ın imaj yıpratma gayesinin bir parçası.
Böylece Amerikan silahlı kuvvetlerinin, Amerikan yönetimindeki „Neocon“lara karşı bir iç mücadele içinde olduğu başından saklanılmış oldu. Silahlı kuvvetlerde bir iki kişi Cheney’e bağlı. Diğerleri artık yeni bir savaşta, üstelik İran’a karşı tertiplenecek ve nükleer silahların kullanılacağı bir savaşta yer almak istemiyorlar.
Wayne Madsen’in verdiği bilgilere göre, Checkmate ve Orchard operasyanlarıyla İran’a karşı bir nükleer saldırı amaçlandığı artık ispatlı delilli bir gerçek. Üstelik, iki önemli kişi özellikle bu operosyonlar için ayarlanmış durumda. Bunlardan biri Dick Cheney. Diğeri ise ulusal güvenlik görevlisi Stephen Hadley. Hadley Checkmate ekibinin Pentagondaki üyesi. Hadley’in İsrail İstihbaratıyla ve çeşitli pro-İsrailli düşünce kuruluşlarıyla (Örneğin Hudson enstitüsü) yakın ilişkileri var.
SONUÇ
Amerikan Silahlı kuvvetlerinin içindeki iki ayrı fraksiyonun gizli ya da aşikâr birbirlerine karşı olduğu görülüyor. Eğer iddialar gerçekse, bu durum sadece Amerikan’ın savaş gücünü yıpratmaz. Bu aynı zamanda İran, Orta ve yakın Doğu için bir umut ışığıdır. Savaş yorgunu ve gönülsüz bir orduyla ne Cheney ne de Olmert bu kavgadan zaferle ayrılabilir. Bu saldırıları gerçekleştirecek yeterli sayıda güvenilir pilot bulup bulamadıkları da bir soru işareti olarak durmaktadır.

Rezil, kavgacı Amerikan-İsrail çetesinin meydana çıkarılan bütün bu yanlışları ve provokasyonları dünya kamuoyuna duyurulmalıdır. USA ve İsrail’de ipi çekenlerin yeri de savaş mahkemeleri olmalıdır.

One Comment leave one →
  1. Juni 23, 2008 4:59 pm

    Die usa werden bei einem krieg gegen den iran ordentlich
    ein ausgewischt bekommen.İran ist ein hartes kern und das spiel der juden in den usa wird keiner von denen mitmachen.Man wird den juden schon das maul verbieten.

Schreibe einen Kommentar

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

%d Bloggern gefällt das: