Skip to content

Hunderte Tote im Irak – Wieder ein Massaker

Februar 1, 2007

Medienberichten vom Sonntag und Montag zufolge kam es in der Nähe der irakischen Stadt an-Najaf zu schweren Kämpfen zwischen „irakischen“ und US-Soldaten auf der einen und einer „muslimischen Sekte“ – wahlweise auch „islamistischen Extremisten“, „Anhänger eines apokalyptischen Kultes“ oder „Kämpfer einer shiitischen Miliz“ – bei denen nach Angaben „irakischer“ Stellen etwa 200 bis 350 Menschen, darunter auch ihr Anführer, getötet wurden.

Der auch mit Panzern, Kampfhubschraubern und Kampfflugzeugen geführte Angriff erfolgte nach Darstellung der Gouverneurs von an-Najaf, Asaad Abu Gilel, weil „irakische“ Behörden „herausgefunden“ hatten, daß eine muslimische Gruppierung um Ahmed Hassani al-Yemeni Anschläge auf muslimische Pilger anläßlich der Ashura-Feierlichkeiten in der Nachbarstadt Kerbela – oder, je nach Quelle, auf islamische Anführer innerhalb der Stadt – verüben wollten.

An den Kämpfen waren – wiederum je nach Quelle – 500 bis 1.000 Kämpfer al-Yemenis beteiligt. Auch hinsichtlich al-Yemeni widersprechen sich die verschiedenen Berichte deutlich. So schrieb der britische Independent unter Berufung auf „irakische“ Politiker, er habe sich als „Vorhut“ des Mahdi – des nach shiitischem Glauben in der Verborgenheit lebenden zwölftem Imam auf dessen Wiederkehr Shiiten hoffen, da er ihrem Glauben zufolge das Werk des Propheten Mohammeds auf Erden beenden und Frieden und Gerechtigkeit bringen wird – während Reuters den „irakischen“ Minister für nationale Sicherheit, Shirwan al-Waeli zitierte, dem zufolge sich al-Yemeni selbst als Mahdi bezeichnete.

Als Polizisten sich das erste Mal dem Lager al-Yemenis und seiner Anhänger näherten, habe al-Yemeni ihnen zugerufen „Ich bin der Mahdi und ich möchte, daß ihr euch mir anschließt“, sagte al-Waeli – eine Reaktion, die an der feindseligen Haltung al-Yemenis und seiner Anhänger deutliche Zweifel wecken muß.

Anders als in den Berichten üblicherweise dargestellt handelt es sich bei den Toten auch keineswegs nur um Kämpfer. Vielmehr waren in dem Lager offenbar auch zahlreiche Frauen und Kinder anwesend. Es ist derzeit völlig unklar, wie viele der vorgeblichen getöteten „Kämpfer“ in Wahrheit Frauen und Kinder waren, daß dies der Fall ist, kann aber als sicher erachtet werden.

Auch wenn wenig Zweifel daran besteht, daß es zu schweren Kämpfen mit den Mitgliedern der „Jund al-Samaa“ („Soldaten des Himmels“) genannten Gruppierung gekommen ist, so scheint der Angriff mit schweren Waffen doch eindeutig von Seiten der Besatzer oder von ihnen vorgeschickten „irakischen“ Soldaten ausgegangen zu sein. Daher kann es kaum verwundern, wenn die Menschen ihr Lager – und damit auch ihre Frauen und Kinder – verteidigten. Zwar legt die Tatsache, daß sie offenbar auch über Boden-Luft-Raketen verfügten – ein US-Kampfhubschrauber wurde während der Kämpfe abgeschossen – sicherlich nahe, daß es sich um Mitglieder des irakischen Widerstands, Waffenhändler oder tatsächlich um eine Anschläge vorbereitende Organisation handelte, es wurde aber offenbar keinerlei Versuch unternommen, sie friedlich durch Polizisten entwaffnen zu lassen.

Auch die geringen Verluste der Angreifer – neben den beiden Piloten des US-Kampfhubschraubers vorgeblich nur 10 „irakische“ Polizisten und Soldaten getötet – wecken Zweifel an der vorgeblich so heftigen Gegenwehr von bis zu 1.000 Kämpfern.

Der Verdacht, daß hier ein weiteres Mal aus politischen, wirtschaftlichen oder religiösen Gründen ein Massaker an Unschuldigen verübt wurde, scheint naheliegend. Was auch immer die Wahrheit hinter den Angriffen auf diese Menschen ist, die derzeit verbreiteten Berichte sind zumindest zu widersprüchlich, als daß sie sie enthalten könnten.

Was wirklich geschach?
Irak’ın Necef kentine yakın bir bölgede dünya genelinde yankı uyandıran bir gelişme oldu. Pazar günü bir çatışma başladı ve Aşure Günü’ne kadar devam etti.
İbrahim Karagül
ikaragul@yenisafak.com.tr

Sonuç 300’den fazla ölü, 650 yaralı, çok sayıda gözaltı. Ölenlerin bir kısmı kadın, bir kısmı çocuk. Bakın olay dünyaya nasıl yansıdı:

“ABD Başkanı Bush’un yeni Irak planını açıklamasından sonraki en büyük saldırısını kutsal kent Necef’te başlatan Amerikan ordusu ile direnişçiler arasında çıkan çatışmalarda 300 kişi öldü. Aşure adı verilen operasyonda 7 Amerikan askeri ölürken bir helikopteri de düşürüldü. Operasyonun Şii ve Sünni direnişçileri hedef aldığı kaydedildi. Şii grubunda Sünni direnişçilerin de yer alması dikkat çekti. Direnişçilerin kente birkaç gün önce hacı kılığında geldiği, direnişçilerin “Mehdi” olduğunu ileri süren liderinin de öldüğü bildirildi. Necef’in vali yardımcısı, öldürülen Şii direnişçilerin el Kaide örgütüyle bağlantılı olduğunu açıkladı.” Ve daha bir sürü akla gelmedik saçmalıklar, yalanlar.

Ortada bir katliam vardı. Irak birlikleri birileriyle çatıştı. ABD kara birlikleri ile ABD ve İngiliz hava güçleri hedef grupları ağır bombardımana tabi tuttu. Ama kimdi bunlar ve neden katledildiler? El Kaide ile bir Şii grubun aynı safta savaşmasının mümkün olmadığını bile bilmeyecek kadar gerçeklerden bihaber olanlar, söylenen bütün yalanlara inandı tabiî. Muktada Sadr Grubu, Irak Sağlık Bakanlığı: Bedir Tugayları’nı kontrol eden Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi, Necef Valiliği, Irak Haber Ajansı, Irak Ordusu’ndaki bir çok general, ABD ve İngiliz kaynakları ve Irak’ı yöneten herkes; Kufe’nin kuzeyindeki Zagra’da üslenen Gökyüzü Ordusu adlı grubun liderinin kendini Mehdi ilan ettiğini, hacı kılığında Necef’e girip başta Ayetullah Sistani ve Muktada Sadr ve Abdülaziz El Hekim olmak üzere Şii liderleri öldürmeyi planladığını, Necef’i işgal için geldiğini, grubun el Kaide ve Baasçılarla bağlantılı olduğunu, yüzlerce teröristin bu amaçla silahlandırılıp yola çıkarıldığını, Kerbela’ya yürüyen Şiileri öldürmeyi planladığını, İmam Ali Türbesi’ni havaya uçurmayı planladığını, Saddam Hüseyin’in 1993 yılında kurduğu Kudüs Ordusu’na bağlı olduklarını, Afgan elbisesi giydiklerini açıkladılar. Onlara göre teröristler Yemen’den, Suudi Arabistan’dan, Mısır’dan ve diğer bölge ülkelerinden gelmişti.

Peki gerçek böyle mi? ABD’nin, Bağdat yönetiminin ve etkin olan grupların anlattığı gibi mi? Yüzlerce insan, kadın ve çocuk neden öldürüldü? Aslında iddialar, bildiğimiz yalanlardan başka bir şey değil. Yine yalanlar üzerinden yüzlerce insan katledildi. Siyasi hesaplara kurban edildi. Bir çok olayda olduğu gibi, bütün dünya bir kez daha resmi yalanların kurbanı oldu. Olay şu:

Necef ve Divaniye arasında yaşayan Havatim kabilesinden 200 civarında insan Aşure için Kerbela’ya gitmek üzere yola çıkar. Kabilenin yaşlı lideri Hacı Sait Nayif El Hatemi, yürüyemediği için 1982 Toyota Sedan marka bir araçla yol almaktadır. Sabah 06.00’da Zagra’ya gelirler. Irak Ordusu’na ait kontrol noktasına geldiklerinde aniden araca ateş atılır. Kabile lideri, eşi ve şoförü öldürülür. İç savaş yaşanan ülkede kendilerini korumak için silahlı yol alan kabile üyeleri ile ordu birlikleri arasında çatışma başlar. Aynı bölgede yaşayan Hazai kabilesi araya girmeye, çatışmayı durdurmaya çalışır. Ancak Irak birlikleri onlara da saldırır. Bununla da kalmaz; ABD’den destek istenir ve bölgede ağır silahlarla donatılmış El Kaide birlikleri ile çatışma yaşandığı söylenir. Birkaç dakika içinde ABD askerleri destek için gelir, kabile üyeleri kuşatılır. Savaş uçakları ise bölgeyi bombalamaya başlar. Yani imha başlar. Yüzlerce insan ölür. Çoğu çatışmayla hiç ilgisi olmayan bölge sakinleridir. ABD bombardımanı tam bir katliamla sonuçlanır. Durum şu:

Bölgede etkin olan Ahmet El Hasani liderliğindeki grubun bazı özellikleri var. Grup liderinin kendini kayıp imamın yerine Mehdi ilan ettiği ve kısa sürede taraftar topladığı söyleniyor. Ama başka şeyler var: Bu grup Şiiler’in Bağdat’taki yönetimini tanımıyor. Bedir Tugayları’na katılacak herkesi öldürmekle tehdit ediyor. Özellikle Necef’i yöneten Abdülaziz El Hekim’in liderliğinde olan ve Bedir Tugayları’nı yöneten Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi ile Dava Partisi’ne sert muhalefeti ile tanınıyor.

ABD, İngiltere, Irak hükümeti ve Irak ordusu, Aşure için Kerbela’ya giden Kufe bölgesinin insanlarını katletti. Teröristtiler, Saddamcıydılar, Kudüs Ordusu’ndandılar, El Kaideciydiler. Aslında hiç biri değillerdi. Sadece denetimleri dışında kalan bir kitleyi yok ettiler. Şii olmalarına rağmen. Ve Irak ordusunu denediler. Tam bir zafer kazandılar! Bu zaferi yalanlarıyla süslediler. Yüzlerce “beyni yıkanmış” insan, kadın, çocuk işte böyle öldürüldü…

No comments yet

Schreibe einen Kommentar

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

%d Bloggern gefällt das: